BİTKİLERİN TARİHİ

    Yabani olarak yetişen ve bazıları bahçelerde yetiştirilen, bir kısmıda Antikçağ'dan beri tedavi amacıyla kullanılan bitkilerdir.Şifalı bitkilerin tıpta kullanımı insanlık kadar eskidir.Çin'de 5000 sene önce kullanılan denizüzümü, İspanyol istilasından önce İnkalar'ın kullandığı kınakabuğuörnek gösterilebilir.İnsanlığın binlerce yıldan beri keşfettiği şifalı bitki sayısı, bilinmeyenlerin yanında oldukça sınırlıdır.Dünya'nın çeşitli yörelerinde yetişen 800 000 - 1 000 000 kadar bitki türünün ancak 500 000 kadarı derlenip sınıflandırılmıştır.Buna her yıl 2000 kadar tohumlu bitki türü tanımlanıp eklenmektedir.Besin elde etmek için yetiştirilen bitki türleri 3000 dolayındadır.Tedavi amacıyla kullanılan bitkilerin miktarı Antikçağ'dan beri devamlı bir artış göstermektedir. Mezopotamya'da bitkisel drog miktarı 250 dolayındaydı.Eski Yunan'da 650 kadar şifalı bitki tanınıyordu.Arap-Fars uygarlıklarında bu sayı 1000'e yükselmiş.XIX.yy'ın başlarında 13 000'e ulaşmıştır.Günümüzde bu miktar 20 000 dolayındadır.Türkiye'de tıbbi amaçla kullanılan şifalı bitki miktarı en az 500 kadardır.

Bitkilerde etkin maddelerin birçoğunun sentez yoluyla elde edilmesi bitkilerin kullanım alanını oldukça daraltmışsa da yeni buluşlar bitkisel eczaların yeniden değer kazanmasına yol açmıştır.Şifalı bitkiler tüm iklim ve bölgelerde, çok çeşitli ortamlarda yetişir.Sıcak ve kurak yerlerde rezene, kekik, biberiye, adaçayı, devedikeni v.b.Dağlık yerlerde boğanotu, öküzgözü, kızılkantaron, güzelavratotu, ayıüzümü v.b. Deniz kıyılarında, tuzlu topraklarda deniz pelini, sukerevizi, adasoğanı, v.b.Dere kenarlarında hatmi, nane, kaşıkotu, sıracaotu, kediotu v.b.Yamaçlarda manisalalesi, yabankekiği v.b.taşlı ve çakallı bölgelerde yüksükotu, kibritotu, katırtırnağı v.b.Çit kenarlarında ve çalılıklarda ebegümeci, yabaneriği, cezayirmenekşesi v.b.Ağaçlık yerlerde, ormanlarda inciçiçeği, çobanpüskülü, ardıç, mührüsüleyman v.b.Kırlarda, otlaklarda çiğdem, kurtpençesi v.b.Sulak yerlerde balıdarn v.b.Suda nilüfer, tere v.b.Şifalı bitkilerden hekimlikte infusyon, dekoksiyon, toz, merhem, tıbbi yağ, kokulu yağ, tentür ve çeşitli özütler halinde yararlanılır.Bir kısmı parfümeride de kullanılan şifalı bitkilerden bazıları Türkiye'nin ihraç ürünlerindendir.

MEZOPOTAMYA  UYGARLIĞI

Sümer, Akad ve Asur Uygarlıklarını kapsar. İsa’dan önce 3000  yıllarına kadar uzanmaktadır. Ninova Kitaplığında saklanmış olan tabletler ve diğer tabletlerin bulunup okunması sonucu tedavilerin rahipler tarafından yapıldığı bilinmektedir.( 1-2-3 )İlaçların mühim bir kısmı bitkisel droglar ile hazırlanmaktadır.Lapa merhem, liniment, şurup gibi şekillerde rastlanmaktadır.

 

MISIR UYGARLIĞI    

Eski Mısır tabletleri ve ilaçları hakkındaki bilgilerimiz ilgilere dayalı kalmıştır. ( 4 ) İlaçlar ve tedavi ile ilgili papirusların en  önemlisi İ.Ö.1550 yıllarında yazıldığı tahmin edilen ebers papirusu’dur. Bu belge Alman Egiptologo G.Ebers tarafından teb’de elassaifin mezarında bir mumyanın bacaklarında bulunmuştur. (5) Bu belge 110 sayfa, 700 kadar bitkisel ve madensel durog ve 800’den fazla reçete taşımaktadır. Acımarol, Adasoğanı, Ardıç meyvesi, Hardal, İncir, Kişmiş ve Nar kabuğu vs.

  • Halen bu tabletlerin bir kısmı Amerika’da Pensilvanya üniversitesinde, İngiltere’de  British Museume’da , İstanbul  arkeoloji müzesinde bulunmaktadır.
  • Conteneo,G: Lamedecide en Assyrie et en babylınie, Paris 1938
  • Mısırlarda ve Mezopotamyalılarda Matematik, Astronomi ve Tıp 411, Ankara
  • Herodotos:Herodot tarihi ( Türkçesi M.Ökmen ) 129,131, İstanbul
  • Halen Leipzik üniversitesi kitaplığındadır.

 

HİTİT UYGARLIĞI  

Hititler İ.Ö. 2000 yıllarında Orta Anadolu’ya yerleşerek bir uygarlık kurmuşlardır.Hitit tıbbı ve ilaçları hakkında bilgilerimiz  Hitit devletinin baş şehri olan, Boğazköy ( Hattuşaş ) de bulunmuş olan Hitit arşivindeki tabletlere dayanmaktadır. Genel kanı Mezopotamya tababetinde  kayıtlı reçetelerde (adamotu, alıç, arpa, badem banotu, buğday, defne, dişotu, hardal, haşhaş,üzüm vs.) bir çok bitkisel drog bir arada kullanılmaktadır.Madensel maddelere az rastlanmaktadır.Her reçetenin sonu ¨böylece hasta iyi olacaktır ¨ cümlesi ile tamamlanır.

 

 

GREK UYGARLIĞI  

Akdeniz’in doğu kıyıları ve adalarda oluşmuş bir uygarlıktır. Mezopotamya ve Eski  Mısır ile yakın ilişkileri bulunduğu anlaşılır. Bu dönemde tedavi ve bitkisel droglar hakkında çok önemli eserler yazılmıştır. Yüzlerce yıl Avrupa ve İslam Tebabetini etkilemiştir. O dönemde Hippocrate ( İ.Ö.460 – 377 ), Thephasraste ( İ.Ö.370 – 287 ) Eserleri İstanbul ve Paris’te bulunmaktadır. ( 3 - 4 )

  • Bunların Miktarı 3000 civarında olup İstanbul arkeoloji müzesinde,
  • Güterbock, H.G: Hitit’e Medicine - Bull. Medicine 36 : 109 ( 1962 )
  • Ünver.S : Tıp tarihi 50, İstanbul l943
  • Littrc,E : Ocuvres completes d’ Hippocrate, Paris 1881

Theophaşraste : Botaniğin babası olarak tanınır. 240 Eseri olduğu tespit edilmiştir.

 

 

ROMA VE BİZANS UYGARLIĞI

Roma ve Bizans uygarlık dönemlerindeki tıp ve kullanılan bitkiler hakkında oldukça geniş bilgilere sahip olmaktayız.Roma – Bizans dönemlerinde bitkisel duroqları toplayan satan ve bunlardan ilaç veya kozmetik pireperatlar hazırlayan bir çok meslek grupları bulunuyordu.Roma – Bizans döneminin tanınmış hekim eczacıları pek çoktur.O dönemde yaşayan bir çok eczacının eserleri bir çok müzelerde bulunmaktadır.

 

İSLAM UYGARLIĞI

Arap veya Acem dili ile yazan Müslüman  toplulukların meydana getirdiği eserler 800-1100 yılları arasında en yüksek  noktasına erişmiştir. Müslümanlar tarafından ilk  hastane Elvelit Bin Abdülmelik tarafından 706  ( 88 Hicri ) tarihinde Şam’da kurulmuştur.Sonradan Mısır, Suriye, Irak  ve Anadolu'da bir çok  hastane kurulup çalışmaya açılmıştır.İslam tababeti geniş bir biçimde Grek ve Hint hekimliğine dayanmaktadır.İslam hekimleri bilhassa Glenus’un kitaplarından yaralanmıştır.İslam hekimleri bitkisel droglar ile tedaviye çok önem vermişlerdir.İslam uygarlığı geldikten sonra Ebu Buruni, İbni Sina, İbni Baytar, El Gafiki, Davut Al-Antaki gibi büyük hekimler yetişmiştir.

 

 

SELÇUKLU UYGARLIĞI

Anadolu Selçuklu uygarlık dönemi 1071 – 1308 yılları arasında  iki yüzyıl sürmüştür.Bu kadar kısa sürede Anadolu’da büyük şehirlerde birçok sağlık tesisi (Bimaristan, Maristan, Darülafiye ve Darülşif-a) kurmuşlardır. Bu sağlık kuruluşları sağlam binaları, yeterli hekim, eczacı ve sağlık kadrosu olan tam teşekküllü hastaneler durumunda idiler.Selçuklular  döneminde kullanılan bitkisel droglar ve ilaçlar hakkında özel araştırmalar bulunmaktadır.

 

 

OSMANLI UYGARLIĞI       

Osmanlı tababeti genellikle Selçuklu ve İslam tababetinin bir devamıdır.Osmanlı uygarlığının ilk dönemlerindeki tıbbi bitkilerle ilgili en mühim kaynak İbni Baytar’ın eseridir.Calinos, İbni Sina, İbni Baytar ve Razi gibi yazarların eserlerinden yararlanılarak hazırlanan Türkçe kitaplar önem kazanmıştır.Osmanlı padişahları bu işe çok önem vermiş ve bu dönemde yaşayan Evliya Çelebi gibi kişilerden faydalanmıştır.1909 yılında İstanbul Tıp Fakültesine bağlı olarak kurulan eczacılık okulunun öğretim programına bitkisel drogları öğretmek amacıyla “Farmekognozi” ismi altında bir ders konulmuştur.Hekimlerin kontrolü altında çalışan personel vakfiyelerine ¨ Taba – 1 Eşribe ¨  “ Aşşab “ gibi isimler verilir. İlaç hazırlamakda  kullanılan droglar ise aktar veya aktart denilen esnaf sınıfı tarafından satılmaktadır. XVIIII .y.y.’ da bunların sayısının yalnızca İstanbul’da beş yüz civarında olduğu tahmin edilmektedir.Bunların bir örneği Mısır çarşısında çok geniş bir şekilde yer almaktadır.   Dünya harbi sıralarında kontroller belediye ve sağlık müdürlüğü tarafından sıklaştırılmış, mısır çarşısı gibi ilaç pazarları niteliğini tamamen kaybetmiş ve baharat çarşıları haline gelmiştir.

     İlaç yapımında  hayvansal kökenli droglar, bitkisel kökenli olanlara oranla daha az kullanılmaktadır.Bu nedenle hayvansal droglar hakkında bilgi veren yayınlar çok azdır.Osmanlı İmparatorluğu döneminde insan sağlığı için kullanılan droğlar, ilaçlar, aletler ve kitaplara ait örnekler ise 1962 yılında  İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bünyesinde kurulmuş olan “ Türk Eczacılık Müzesi’nde bulunmaktadır.

 

ŞİFALI BİTKİLERLE TEDAVİ İNSANLIK TARİHİ İLE BAŞLAR GÜNÜMÜZE KADAR BİLİM VE TEKNOLOJİ İLE GELİŞEREK HAYATIN HER YÖNÜNDE VAZGEÇİLMEZ OLARAK VARDIR...